
09 Mart 2026 Pazartesi

YILDIRIM BELEDİYESİ’NİN DÜZENLEDİĞİ VE UZMAN AİLE DANIŞMANI YAZAR SALİHA ERDİM’İN KONUŞMACI OLARAK KATILDIĞI ‘HUZURLU AİLENİN SIRLARI’ PROGRAMINA YILDIRIMLILAR YOĞUN İLGİ GÖSTERDİ.
YILDIRIM BELEDİYE BAŞKANI OKTAY YILMAZ, “AİLE, TOPLUMUN EN GÜÇLÜ TEMELİ VE GELECEĞİMİZİN EN ÖNEMLİ YAPI TAŞIDIR. SAĞLAM BİR TOPLUM İNŞA ETMENİN YOLU, HUZURLU VE GÜÇLÜ AİLELERDEN GEÇER.”
BURSA- Yıldırım Belediyesi, Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim’i Yıldırımlılarla buluşturdu. Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Yıldırım Belediye Başkan Oktay Yılmaz’ın da katıldığı söyleşiye, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Programda ‘Huzurlu Ailenin Sırları’ üstüne konuşan Erdim; aile içi iletişim ve ailenin önemi üstüne tavsiyelerde bulundu.
‘İYİLİK AİLEDE BAŞLAR’
Eşlerin birbirlerini aile içinde onarıp güçlendirmesi gerektiğini belirten Erdim, “Her birimizin ayrı ayrı ihtiyaç duyduğu bir konuya değinmek istiyorum. Bu da içeride başka dışarıda başka oluşumuz. Yani dışarıda birilerine değer verip içeride vermememiz. İnsan Allah’ın kıymetlisi ve göz bebeğidir. Allah bizleri birbirimize nikahla helal kıldı. Biz mümin kardeşler olarak potansiyel değerlerimizi daha iyi bir şekilde ortaya çıkarmak için varız. O zaman bunun çekirdeği ailedir. Bütün iyilikler içeriden dışarıya doğru olur. Bütün güzelliklerin yönü içeriden dışarıya doğrudur. Aile, bizim mahrem alanımızdır. İç yapılanmamızdır. Eğer bir iyilik varsa ailede başlamalıdır. Bir güzellik varsa o ailede oluşmalıdır” ifadelerini kullandı.
PSİKOLOJİK SORUNLARIN KÖKENİ
Günümüzde yaşanan psikolojik sorunların kökenine değinen Erdim; “Biz ailede iyi olma, güzel konuşma, değer katma, saygılı davranma, ailede gerçek kulluğu yaşama konusunda kesintisiz bir çaba içerisine girmeliyiz. Bugün yaşanan depresyon, panik atak, korkular ve takıntıların tamamının kökeninde genetik etkenler ile beraber anne baba tutumu faktörü var. Genetik olarak bu hastalıklara yatkınlığı olmayanların bile hasta olduğunu görüyoruz. Karşısındakinden sevgi göremeyen değersizleştirilen bir insan kendi davranış ve tutumunu nasıl sürdürebilir? Elbette sırtını Allah’a dayayarak. Yoksa bizi hiçbir psikiyatrik ilaç, hiçbir psikiyatrik kuram, hiçbir sosyal destek, maneviyat kadar ayakta da tutmaz, sabit de tutmaz. Sürdürülebilir bir ahlakı da sağlayamaz” diye konuştu.
‘AİLE TOPLUMUN TEMELİDİR’
Programda konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise; “Aile, toplumun en güçlü temeli ve geleceğimizin en önemli yapı taşıdır. Sağlam bir toplum inşa etmenin yolu, huzurlu ve güçlü ailelerden geçer. Bu nedenle aile içi iletişimi, karşılıklı saygıyı ve sevgi bağlarını güçlendirecek her çalışmayı çok kıymetli buluyoruz. Saliha Erdim’in aile içi iletişim, değerler ve maneviyat üzerine paylaştığı önemli tespitlerin katılımcılarımız için yol gösterici olduğuna inanıyorum. Ramazan ayı; birlik, beraberlik ve paylaşma duygularımızı pekiştiren müstesna bir zaman dilimidir. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak bu mübarek ayın ruhuna uygun şekilde kültürel ve sosyal programlarla hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Aileyi merkeze alan, toplumsal dayanışmayı güçlendiren etkinliklerimizi önümüzdeki süreçte de sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.


GEMLİK DEVLET HASTANESİ İNME VAKALARI İÇİN UMUT OLUYOR…
BURSA– Gemlik Devlet Hastanesi, hızlı müdahale gerektiren, kalıcı hasarlara ve hatta ölüme sebep olan inme (Felç) vakaları için umut oluyor.
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen inme yönetim ağı sayesinde, ilçelerde trombolitik (damar açıcı) tedavisi başlatılan hastalar, ileri tetkik ve kapsamlı tedavi için vakit kaybetmeden Bursa Şehir Hastanesi İnme Merkezi’ne sevk ediliyor. Burada uzman ekiplerce tedavisi tamamlanan ve bir süre gözetim altında tutulan hastalar, hayati tehlikeyi atlatması ile birlikte ilçelerinde takiplerine devam ediliyor. Bu sistemin en güçlü halkalarından biri olan Gemlik Devlet Hastanesi Nöroloji Bölümü’nde görevli Uzm. Dr. Güngör Çakmakçı, inme hastalığı ve bu hastalığa karşı yürütülen tedavi çalışmaları ile ilgili açıklamalarda bulundu.
İnmenin geri dönüşü olmayan sakatlıklara ve ölüme yol açan bir hastalık olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Güngör, “Tedavinin zamanında ve etkin olarak başlanması, hastalar için kritik önem taşımaktadır. Yalnızca kısıtlı bir zaman aralığında uygulanabilen Trombolitik dediğimiz damar açıcı tedavi ile inme geçiren hastaların sevk aşamasını zaman kaybetmeden etkin ve doğru tedaviye erişilebilmesi hedeflenmektedir.” dedi.
Bölge İçin Önemli Kazanım
Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen bu yaklaşım çerçevesinde gerekli uygulamaları yaptıklarını dile getiren Güngör, “Bu yaklaşım sayesinde hem beyin dokusunun korunmasına katkı sağlamakta hem de hastalar da kalıcı nörolojik hasar riskini azaltmaktayız. Yerinde, zamanında ve etkin tedavi anlayışıyla yürütülen bu uygulama, bölge halkı için önemli bir kazanım olmasının yanı sıra akut inme yönetiminde ikinci basamak hastanelerin önemini arttırmaktadır.” şeklinde konuştu.
İnme durumunda hasta ve hasta yakınlarının dikkat etmesi gereken en önemli durumları aktaran Güngör, konuşma bozukluğu ve bir tarafında güçsüzlük fark edilen hastaların zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşlarına başvurmasını ve gerekli uzmanlar tarafından muayenesinin sağlanması gerektiğinin altını çizdi.




oplus_262144

Açıklama şöyle;
“Bursa Akademik Odalar Kadınları olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bir kez daha ortak alanımız BAOB Özgürlük Alanı’ndan sesimizi yükseltiyoruz. Ne coğrafyamızda süren savaşlar, ne ülkemizde her geçen gün derinleşen gerici baskılar, ne de her gün artan kadın cinayetleri bizi susturabilir. Bugün burada, savaşa, şiddete, gericiliğe, ayrımcılığa ve cinsiyet eşitsizliğine karşı toplandık.
Küresel sosyoekonomik sorunlar, sel, yangın, deprem mağduru kadınlar, bu kez savaş sarmalının içine sürüklenmiştir. İran’da patlak veren yerel çatışmalar ve ardında Ortadoğu’da yayılan; Filistin’den Ukrayna’ya, Sudan’dan Yemen’e uzanan savaş coğrafyalarında kadınlar en ağır bedeli ödemektedir. Tarihin her döneminde savaşların birincil kurbanları kadınlar olmuştur: katledilme, yerinden edilme, cinsel şiddet, ekonomik çöküş ve bakım yükünün tamamen kadınların sırtına binmesi ve gerileyen kültür şeklinde. Savaşlar uluslararası hukuk yollarını yok sayan erkeklerin vahşi projeleridir; bedeli ise sonuçta her zaman ve en çok kadınlara mal olur. Bölgemizdeki savaşın derhal sona ermesini, sivillerin ve özellikle kadınlarla çocukların korunmasını talep ediyoruz. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi: Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.
Ülkemizde her geçen yıl kadınlara yönelik suçlar ve cinayetler artmaktadır. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun verilerine göre 2025 yılında en az 391 kadın erkekler tarafından katledilmiştir. Bu vakaların 297’si kadın cinayeti, 94’ü ise şüpheli ölüm olarak kaydedilmiştir. Kadınların yüzde 64,7’si kendi evlerinde, en güvende olmaları gereken yerde katledilmiştir. Faillerin büyük bölümü boşanma medeni hakkını kullandırmak istemeyen erkeklerdir. Bozulmuş aile yapısının kadın dayanımı ile korunmasını amaçlayan adalet anlayışı ise faillere cezasızlık indirimleri uygulamaktadır.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı bu tabloyu daha da kötüleştirmiş, faillerle dayanışır nitelikte söylem ve uygulamalar sistematik hale gelmiştir. 6284 sayılı Kanun’un budanmasına yönelik girişimler, Medeni Kanun’un hedef alınması, nafaka ve boşanma haklarının tartışmaya açılması kadın düşmanı politikaların birbirini tamamlayan adımlarıdır.
Biz BAOB’lu kadınlar biliyoruz ki; LAİKLİK KADINLARIN TEK GÜVENCESİDİR!
Dinci gerici referanslarla meşrulaştırılan her düzenlemenin hedefinde kadınların hakları ve bedenleri vardır. Afganistan’da kadının sadece eğitim ve çalışma hayatından değil, adeta yaşamdan koparılması; Pakistan’da ünvanlı meslek eğitimlerine kadınların dahil edilmemesi ve bu ülkelerin gelişmişlik seviyelerine kıyasla, laik ve demokratik Türkiye’nin yaşam kalitesi biz kadınlarının haklı mücadelesi ile fark yaratmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde katledilen Fatma Nur Çelik aynı isimli iki genç kadınımızdan biri öğretmen diğeri ise tüm hakları elinden alınmış her türlü tacize maruz kalmış tarikat üyesiydi. Bu kadınlarımız haklı sebeplerini yaşama geçirmek isterken; anlaşılamadılar, güvenlikleri sağlanmadı ve katledildiler. Bu örnek hangi çevreden olursa olsun, ayrımsız kadın hayatının gittikçe zorlaştığını göstermektedir.
Bizler laikliği soyut bir ideolojik tartışma olarak değil, kadınların okuma, çalışma, boşanma, miras, siyaset, kişilik kısacası insan haklarını koruyan yegâne güvence olarak görüyoruz. Laik, eşit, demokratik ve özgür bir ülke talebinden asla vazgeçmeyeceğiz!
EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET, GÜVENCELİ ÇALIŞMA İSTİYORUZ!
Kadınların iş yaşamında maruz kaldığı eşitsizlik yapısal bir sorundur. Meslek sahibi kadınlar da dahil olmak üzere, her alanda kadınlar cam tavanlarla, ayrımcılıkla ve tacizle karşı karşıyadır. Yapay zekâ etiği, veri mahremiyeti, algoritma cinsiyetçiliği ve dijital emek sömürüsü gibi konularda kadın araştırmacılar hem mesleki disiplinlerinde hem de sokaklarda seslerini yükseltmektedir.
ILO 190 Sözleşmesi onaylanmalı, eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmeli, kreş hakkı evrensel bir güvenceye dönüştürülmeli ve sendikal örgütlenme özgürlüğü önündeki her engel kaldırılmalıdır.
TALEPLERİMİZDE ISRARCIYIZ:
· Kadına yönelik şiddetin her biçimine karşı sıfır tolerans istiyoruz. Bir günde öldürülen 6 kadın hiçbir istatistiğe sığmaz, her gün sırtlanmak zorunda kaldığımız tabutların hiçbir gazete sayfasına sığmadığı gibi.
· İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesini ve bu kez gerçekten uygulanmasını talep ediyoruz. Her kesimden kadının çağdaş adalet uygulamaları ile hakları korunmalıdır.
· 6284 sayılı yasanın budanmasına yönelik her girişimin karşısındayız. Medeni Kanun’a dokundurmayacağız.100 yıllık kazanılmış haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz hatta daha gelişmiş onurlu kadın ve insan hakları için mücadelemizi sürdüreceğiz.
· Her türlü gerici inanç ve saldırılara karşı laikliği, eşit yurttaşlık ilkesini, kadınların, çocukların ve LGBTİ+ bireylerin bedenlerine, yaşamlarına dair tüm anayasal özgürlükleri sonuna kadar savunacağız.
· Meslek alanlarımızda eşit temsil, güvenceli çalışma ve tacizden arındırılmış işyerleri istiyoruz. Lütuf beklemiyor, toplumun yarısını oluşturan kadınlar olarak hakkımız olanı istiyoruz.
· ILO 190’ın onaylanmasını, eşit işe eşit ücreti, kreş ve sığınma evi hakkını yıllardır söylüyoruz, duyulana kadar da söylemeye devam edeceğiz.
Kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine karşı her alanda yürüttükleri eşit yurttaşlık mücadelesi, çağdaşlaşmanın ve demokratikleşmenin en güçlü dinamiklerinden biridir. Bu mücadele yalnızca kadınların değil, daha eşit ve adil bir toplum isteyen herkesin ortak mücadelesidir. Kadınlar özgürleşmeksizin hiçbir toplum özgürleşemez. Yaşamlarımıza, emeğimize ve geleceğimize sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz!
Bugün Bursa’nın dört bir yanında ve ülkemizin her köşesinde gericiliğe, sömürüye, baskıya, şiddete, taciz, tecavüz ve cinayetlere karşı sesini yükselten tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, emekleri, hakları ve yaşamları için direnen tüm kadınları selamlıyoruz.
SAVAŞA, ŞİDDETE, GERİCİLİĞE, AYRIMCILIĞA, EŞİTSİZLİĞE KARŞI
KADINLAR SUSMUYOR, SUSMAYACAK!
Yaşasın 8 Mart!
Yaşasın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi!
Yaşasın kadın dayanışması!”
Basın açıklamasının ardından MMO Bursa Konferans Salonu’nda yapılan ‘Kadın Hakları Bağlamında Medenî Kanun ve Güncel Durum’ konulu panele geçildi. Panelin konuşmacıları ise şöyleydi:
Gülsemin AYYILDIZ/TMMOB Bursa İKK Kadın Çalışma Grubu
Melike BAYSAL/BAOB
Av. Bilgen ŞENTÜRK/Bursa Barosu
Av. Ebru YILDIZ/Bursa Barosu


Takımımız, Lig’in 27. haftasında deplasmanda Muş Spor ile karşı karşıya geldi.
Muş Şehir Stadyumu’nda oynanan karşılaşmadan 1-0’lık galibiyetle ayrıldık.
Takımımızın Golünü 19. Dakikada İlhan Depe kaydetti.
Stat: Muş Şehir
Hakemler: Yakup Özhan – Buğra Can Semercioğlu – Uğur Aydoğdu – Faruk Avşar
Muş Spor: Enes Çetin, Oğuzhan Akçil, Fatih Yıldırım, Erkam Reşmen, Cumali Bişi, Onur Toprak, İlker Günaslan, Emirhan Karagülle, Tuğkan Kamışoğlu, Seçim Can Koç, Ersel Aslıyüksek
Yedekler: Egemen Yaylı, Abdulkadir Taşdan, Yusuf Yıldırım, Bilal Budak, Mert Kula, Cem Çelik, Serkan Odabaşoğlu, Ferdi Burgaz, Emin Taşdemir, Selman Dibek
Teknik Sorumlu: Fatih Çardak
Bursaspor: Kerem Matışlı, Rahmetullah Berişbek (85’Talha Yünkuş), Alperen Babacan, Batuhan Yayıkçı Barış Gök, Halil Akbunar, Soner Aydoğdu (85′ Musa Çağıran), Eyüp Akçan, İlhan Depe(72’Hakkı Türker), Emir Kaan Gültekin(85′ Ertuğrul Ersoy) , Ertuğrul İdris Furat(61’ Sefa Narin)
Yedekler: Anıl Atağ, Ertuğrul Ersoy, Emir Kayacık, Talha Yünkuş, Hamza Gür, Musa Çağıran, Zeki Dursun, Sefa Narin, Hakan Atış, Hakkı Türker
Teknik Sorumlu: Mustafa Er
Sarı Kart: Oğuzhan Açıl (Muşspor) – Soner Aydoğdu, Rahmetullah Berişbek, Hakkı Türker, Musa Çağıran, Ertuğrul Ersoy (Bursaspor)
Gol: 19’ İlhan Depe (Bursaspor)
