CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın Açıklaması
CHP BURSA MİLLETVEKİLİ ORHAN SARIBAL: “AKP DÖNEMİNDE BİTKİSEL ÜRETİM YERİNDE SAYDI”
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2026 yılı ilk bitkisel üretim tahminlerine göre tahıl üretiminde yüzde 12,6, meyve üretiminde yüzde 57,8 artış beklenirken sebze üretimi geçen yılla aynı düzeyde kalacak. Buğdayda yüzde 26,7, zeytinde yüzde 55,7, fındıkta yüzde 62, kirazda yüzde 255 ve kayısıda yüzde 292 oranında üretim artışı öngörülürken; pamukta yüzde 32,5, kuru fasulyede yüzde 15 ve mısırda yüzde 5,9 üretim düşüşü tahmin ediliyor.
TÜİK’in açıkladığı verileri değerlendiren CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, AKP döneminde bitkisel üretimin yerinde saydığını belirtirken, asıl sorunun Türkiye tarımındaki plansızlık ve dışa bağımlılık olduğunu söyledi. Sarıbal, AKP döneminde tarım politikalarının küçük üreticiyi korumak yerine piyasaya ve ithalata dayalı bir modele dönüştürüldüğünü belirterek, “Bugün bazı ürünlerde yüksek üretim artışı görülmesi tarımın güçlendiği anlamına gelmiyor. Çünkü üretim hala iklim koşullarına, piyasa dalgalanmalarına ve ithalat politikalarına bağlı kırılgan bir yapı içinde sürüyor” dedi. 2002-2024 döneminde nüfus yaklaşık 20 milyon artmasına rağmen kişi başına üretimin birçok temel üründe gerilediğine dikkati çeken Sarıbal, “Kişi başına üretim; buğdayda 295 kilodan 243 kiloya, kırmızı mercimekte 8 kilodan 5 kiloya, nohutta 10 kilodan 7 kiloya, pamukta 15 kilodan 10 kiloya, tütünde 2 kilodan 1 kiloya, kavun ve karpuzda 97 kilodan 55 kiloya düştü. Buna karşılık; mısırda 32 kilodan 95 kiloya, ayçiçeğinde 13 kilodan 26 kiloya, şeker pancarında 250 kilodan 262 kiloya, domateste 143 kilodan 171 kiloya yükseldi. Patates ve soğanda ise kişi başına üretim sabit kaldı. Tarımsal üretimde yaşanan sorun yalnızca kuraklık ya da zirai don değildir. Sulama altyapısının tamamlanmaması, kamusal yatırımların yetersizliği ve üreticiyi piyasanın insafına bırakan politikalar bugünkü tablonun temel nedenidir” ifadelerini kullandı.
ALTI ÜRÜNDE 118 MİLYAR DOLARLIK İTHALAT
Milletvekili Sarıbal, Türkiye’de uygulanan tarım politikalarının ekolojik yıkımı ve dışa bağımlılığı büyüttüğünü söyledi. Endüstriyel tarım modelinin yoğun kimyasal kullanımına dayandığını ifade eden Sarıbal, toprağın, suyun ve doğal yaşamın piyasaya açıldığını; madencilik, enerji ve büyük altyapı projeleri nedeniyle tarım alanlarının giderek daraldığını kaydetti. Meraların, zeytinliklerin ve su havzalarının sermaye birikiminin yeni alanlarına dönüştürüldüğünü belirten Sarıbal, tarımsal üretimdeki kırılganlığın yapısal nedenlerine dikkati çekti. AKP döneminde buğday, mısır, soya, ayçiçeği, pamuk ve tütün gibi stratejik ürünlerde net ithalatçı konuma gelindiğini belirten Sarıbal, yalnızca bu altı kalemde toplam 118 milyar dolarlık ithalat yapıldığını kaydetti.
UN İHRACATI GERİLİYOR
Milletvekili Sarıbal, AKP döneminde Türkiye’nin buğday üretiminde dışa bağımlı hale getirildiğini belirterek, yaklaşık 31 milyar dolar karşılığında 112 milyon ton buğday ithalatı yapıldığını söyledi. Dünyanın önemli un ihracatçılarından biri olan Türkiye’nin kullandığı buğdayın yüzde 95’ini Rusya’dan ithal ettiğine dikkati çeken Sarıbal, iktidarın yıllardır bu ithalatı “un ihracatı için gerekli” diyerek savunduğunu ifade etti. Türkiye’nin Rusya’dan ithal ettiği buğdayı işleyerek Ortadoğu ve Afrika ülkelerine sattığını belirten Sarıbal, ancak son yıllarda bu modelin de tıkandığını söyledi. Son üç yıldır un ihracatında gerileme yaşandığını kaydeden Sarıbal, yalnızca son iki yıldaki düşüşün yüzde 36’ya ulaştığını ifade etti. Rusya’nın doğrudan un ihracatına başlamasının Türkiye açısından önemli bir kırılma yarattığını belirten Sarıbal, “Bu tablo, yalnızca ithalata dayalı bir üretim modelinin sürdürülemez olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin düşük katma değerli ihracat yerine, tarımda planlı üretime ve daha
yüksek katma değerli ürünlere yönelmesi artık stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
HAYVANCILIKTA DIŞA BAĞIMLILIK KALICI HALE GELDİ
Milletvekili Sarıbal, hayvancılıkta yaşanan krizin temelinde yıllardır sürdürülen yanlış politikaların bulunduğunu belirterek, AKP döneminde yerli üretimin desteklenmediğini ve sektörün ithalata bağımlı hale getirildiğini söyledi. İktidarın ilk yıllarında süt hayvancılığına yönelik desteklerin yetersiz kaldığını ifade eden Sarıbal, düşük süt fiyatları ve hızla artan yem maliyetleri nedeniyle binlerce üreticinin sektörden çekildiğini kaydetti. Özellikle 2008-2009 döneminde “buzağı maması” adı altında yağsız süt tozu ithalatına izin verilmesiyle sanayicilerin ucuz ithal ürüne yöneldiğini belirten Sarıbal, bunun çiğ süt fiyatlarını daha da düşürdüğünü ve yaklaşık 1 milyon anaç ineğin kesime gönderildiğini söyledi. Hayvan varlığındaki azalmanın kısa sürede kırmızı et fiyatlarını yükselttiğini ifade eden Sarıbal, iktidarın çözümü yine ithalatta aradığını vurguladı. AKP’nin yerli üretimi güçlendirmek yerine canlı hayvan ve dondurulmuş et ithalatını tercih ettiğini belirten Sarıbal, “Böylece hayvancılıkta dışa bağımlılığın temelleri atıldı ve bu bağımlılık yıllar içinde kalıcı hale geldi. 7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan ithalatı için 395 milyon dolar ve 482 bin ton kırmızı et ithalatı için 2,7 milyar dolar harcandı. Böylece toplam 13,7 milyar dolarlık kaynak Güney Amerika ve Avrupa’daki hayvancılık şirketlerine aktarılmış oldu. Kazanan halk değil; ithalat lobileri ve büyük et şirketleri oldu. Milyarlarca dolarlık kaynak transferine rağmen üretici de tüketici de korunmadı” değerlendirmesinde bulundu. Sarıbal, Türkiye’de tarımın içinde bulunduğu krizden çıkış yolunun kamucu ve üretici odaklı bir tarım modelinde olduğunu söyledi.