Yaşasın 8 Mart Yaşasın Kadınların Eşitlik ve Özgürlük Mücadelesi Yaşasın Kadın Dayanışması
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde TMMOB ve BAOB kadınları dayanışmayı büyüttü. BAOB Özgürlük Meydanı’nda gerçekleşen basın açıklamasını TMMOB Bursa İKK Kadın Çalışma Grubu Başkanı Gülsemin Ayyıldız ile Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı ve BAOB Dönem Sözcüsü Melike Baysal okudu.
Açıklama şöyle;
“Bursa Akademik Odalar Kadınları olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde bir kez daha ortak alanımız BAOB Özgürlük Alanı’ndan sesimizi yükseltiyoruz. Ne coğrafyamızda süren savaşlar, ne ülkemizde her geçen gün derinleşen gerici baskılar, ne de her gün artan kadın cinayetleri bizi susturabilir. Bugün burada, savaşa, şiddete, gericiliğe, ayrımcılığa ve cinsiyet eşitsizliğine karşı toplandık.
Küresel sosyoekonomik sorunlar, sel, yangın, deprem mağduru kadınlar, bu kez savaş sarmalının içine sürüklenmiştir. İran'da patlak veren yerel çatışmalar ve ardında Ortadoğu’da yayılan; Filistin'den Ukrayna'ya, Sudan'dan Yemen'e uzanan savaş coğrafyalarında kadınlar en ağır bedeli ödemektedir. Tarihin her döneminde savaşların birincil kurbanları kadınlar olmuştur: katledilme, yerinden edilme, cinsel şiddet, ekonomik çöküş ve bakım yükünün tamamen kadınların sırtına binmesi ve gerileyen kültür şeklinde. Savaşlar uluslararası hukuk yollarını yok sayan erkeklerin vahşi projeleridir; bedeli ise sonuçta her zaman ve en çok kadınlara mal olur. Bölgemizdeki savaşın derhal sona ermesini, sivillerin ve özellikle kadınlarla çocukların korunmasını talep ediyoruz. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi: Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.
Ülkemizde her geçen yıl kadınlara yönelik suçlar ve cinayetler artmaktadır. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun verilerine göre 2025 yılında en az 391 kadın erkekler tarafından katledilmiştir. Bu vakaların 297'si kadın cinayeti, 94'ü ise şüpheli ölüm olarak kaydedilmiştir. Kadınların yüzde 64,7'si kendi evlerinde, en güvende olmaları gereken yerde katledilmiştir. Faillerin büyük bölümü boşanma medeni hakkını kullandırmak istemeyen erkeklerdir. Bozulmuş aile yapısının kadın dayanımı ile korunmasını amaçlayan adalet anlayışı ise faillere cezasızlık indirimleri uygulamaktadır.
İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı bu tabloyu daha da kötüleştirmiş, faillerle dayanışır nitelikte söylem ve uygulamalar sistematik hale gelmiştir. 6284 sayılı Kanun'un budanmasına yönelik girişimler, Medeni Kanun'un hedef alınması, nafaka ve boşanma haklarının tartışmaya açılması kadın düşmanı politikaların birbirini tamamlayan adımlarıdır.
Biz BAOB’lu kadınlar biliyoruz ki; LAİKLİK KADINLARIN TEK GÜVENCESİDİR!
Dinci gerici referanslarla meşrulaştırılan her düzenlemenin hedefinde kadınların hakları ve bedenleri vardır. Afganistan’da kadının sadece eğitim ve çalışma hayatından değil, adeta yaşamdan koparılması; Pakistan’da ünvanlı meslek eğitimlerine kadınların dahil edilmemesi ve bu ülkelerin gelişmişlik seviyelerine kıyasla, laik ve demokratik Türkiye’nin yaşam kalitesi biz kadınlarının haklı mücadelesi ile fark yaratmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde katledilen Fatma Nur Çelik aynı isimli iki genç kadınımızdan biri öğretmen diğeri ise tüm hakları elinden alınmış her türlü tacize maruz kalmış tarikat üyesiydi. Bu kadınlarımız haklı sebeplerini yaşama geçirmek isterken; anlaşılamadılar, güvenlikleri sağlanmadı ve katledildiler. Bu örnek hangi çevreden olursa olsun, ayrımsız kadın hayatının gittikçe zorlaştığını göstermektedir.
Bizler laikliği soyut bir ideolojik tartışma olarak değil, kadınların okuma, çalışma, boşanma, miras, siyaset, kişilik kısacası insan haklarını koruyan yegâne güvence olarak görüyoruz. Laik, eşit, demokratik ve özgür bir ülke talebinden asla vazgeçmeyeceğiz!
EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET, GÜVENCELİ ÇALIŞMA İSTİYORUZ!
Kadınların iş yaşamında maruz kaldığı eşitsizlik yapısal bir sorundur. Meslek sahibi kadınlar da dahil olmak üzere, her alanda kadınlar cam tavanlarla, ayrımcılıkla ve tacizle karşı karşıyadır. Yapay zekâ etiği, veri mahremiyeti, algoritma cinsiyetçiliği ve dijital emek sömürüsü gibi konularda kadın araştırmacılar hem mesleki disiplinlerinde hem de sokaklarda seslerini yükseltmektedir.
ILO 190 Sözleşmesi onaylanmalı, eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmeli, kreş hakkı evrensel bir güvenceye dönüştürülmeli ve sendikal örgütlenme özgürlüğü önündeki her engel kaldırılmalıdır.
TALEPLERİMİZDE ISRARCIYIZ:
· Kadına yönelik şiddetin her biçimine karşı sıfır tolerans istiyoruz. Bir günde öldürülen 6 kadın hiçbir istatistiğe sığmaz, her gün sırtlanmak zorunda kaldığımız tabutların hiçbir gazete sayfasına sığmadığı gibi.
· İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönülmesini ve bu kez gerçekten uygulanmasını talep ediyoruz. Her kesimden kadının çağdaş adalet uygulamaları ile hakları korunmalıdır.
· 6284 sayılı yasanın budanmasına yönelik her girişimin karşısındayız. Medeni Kanun'a dokundurmayacağız.100 yıllık kazanılmış haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz hatta daha gelişmiş onurlu kadın ve insan hakları için mücadelemizi sürdüreceğiz.
· Her türlü gerici inanç ve saldırılara karşı laikliği, eşit yurttaşlık ilkesini, kadınların, çocukların ve LGBTİ+ bireylerin bedenlerine, yaşamlarına dair tüm anayasal özgürlükleri sonuna kadar savunacağız.
· Meslek alanlarımızda eşit temsil, güvenceli çalışma ve tacizden arındırılmış işyerleri istiyoruz. Lütuf beklemiyor, toplumun yarısını oluşturan kadınlar olarak hakkımız olanı istiyoruz.
· ILO 190'ın onaylanmasını, eşit işe eşit ücreti, kreş ve sığınma evi hakkını yıllardır söylüyoruz, duyulana kadar da söylemeye devam edeceğiz.
Kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine karşı her alanda yürüttükleri eşit yurttaşlık mücadelesi, çağdaşlaşmanın ve demokratikleşmenin en güçlü dinamiklerinden biridir. Bu mücadele yalnızca kadınların değil, daha eşit ve adil bir toplum isteyen herkesin ortak mücadelesidir. Kadınlar özgürleşmeksizin hiçbir toplum özgürleşemez. Yaşamlarımıza, emeğimize ve geleceğimize sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz!
Bugün Bursa'nın dört bir yanında ve ülkemizin her köşesinde gericiliğe, sömürüye, baskıya, şiddete, taciz, tecavüz ve cinayetlere karşı sesini yükselten tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor, emekleri, hakları ve yaşamları için direnen tüm kadınları selamlıyoruz.
SAVAŞA, ŞİDDETE, GERİCİLİĞE, AYRIMCILIĞA, EŞİTSİZLİĞE KARŞI
KADINLAR SUSMUYOR, SUSMAYACAK!
Yaşasın 8 Mart!
Yaşasın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi!
Yaşasın kadın dayanışması!”
Basın açıklamasının ardından MMO Bursa Konferans Salonu’nda yapılan ‘Kadın Hakları Bağlamında Medenî Kanun ve Güncel Durum’ konulu panele geçildi. Panelin konuşmacıları ise şöyleydi:
Gülsemin AYYILDIZ/TMMOB Bursa İKK Kadın Çalışma Grubu
Melike BAYSAL/BAOB
Av. Bilgen ŞENTÜRK/Bursa Barosu
Av. Ebru YILDIZ/Bursa Barosu