CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın Açıklaması
CHP BURSA MİLLETVEKİLİ ORHAN SARIBAL; “İLİÇ DAVASI SİYASALLAŞMIŞ YARGI İFŞASIDIR”
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İliç’teki maden faciasına ilişkin davanın 5. duruşmasında yaşanan gelişmelerin “siyasallaşmış yargı gerçeğini” açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi, “Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a düşen görev; gerçeği saklayanları, soruşturmayı yönlendirenleri ve hukuku araçsallaştıranları görevden alıp yargıyı bu yükten kurtarmaktır” dedi.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Meclis’te yaptığı basın açıklamasında Erzincan İliç’teki maden faciasına ilişkin davanın 5. duruşmasında yaşanan gelişmelerin “siyasallaşmış yargı gerçeğini” açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Milletvekili Sarıbal, “Size siyasallaşmış yargının resmini çizemem ama fotoğrafını gösterebilirim” diyerek AKP Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın, davaya bakan Hakim Yavuz Özcan, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Değerli ve AKP İliç İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz’ın ziyareti sonrası Meclis’te çekilen ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan fotoğrafa işaret etti. Bu fotoğraf üzerinden hayatını kaybeden işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesinin reddi hakim talebinde bulunduğunu hatırlatan Sarıbal, “Katliamdan sorumlu şirketi savunan, madenin yeniden açılması için çaba harcayan milletvekiliyle, davaya bakan hakim ve başsavcının Meclis’te aynı karede olması, yargının tarafsızlığını fiilen ortadan kaldırmıştır. Adalet Bakanı her gün ‘Türkiye bir hukuk devletidir’ diyedursun; yargının siyaset eliyle dizayn edilmesi kronikleşmişse hangi tabelayı astığınızın, ne konuştuğunuzun bir önemi kalmaz. Üstelik tek bir kamu görevlisi dahi yargılanmamaktadır. İliç davası, yargının yaşam karşısında nerede durduğunun sınavıdır. İlgili savcı ve hakim görevden alınmadığı sürece bu sınavdan kimse temiz çıkmaz. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a düşen görev; gerçeği saklayanları, soruşturmayı yönlendirenleri ve hukuku araçsallaştıranları görevden alıp yargıyı bu yükten kurtarmaktır” diye konuştu. Milletvekili Sarıbal, hiçbir kamu görevlisinin yargı önüne çıkarılmamış olmasına dikkat çekerek aynı milletvekilinin facianın hemen ardından “hava ve su temiz, halk sağlığına zarar yok” açıklamasını hatırlattı. Sarıbal, aynı dönemde ise Anagold Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci hakkındaki yurtdışı çıkış yasağının kaldırıldığını hatırlatarak, “Bu zamanlama tesadüf değildir” ifadelerini kullandı.
BAKAN MURAT KURUM VE KAMU GÖREVLİLERİ YARGILANMALI!
Facianın zincirleme ihmal ve kapasite artışına bağlı risklerin görmezden gelinmesi sonucu yaşandığını vurgulayan Sarıbal, “Bilirkişi raporları açıkça hatalı tasarım ve kapasite artışı olduğunu, erken uyarı sistemlerinin çalışmasına rağmen tahliye yapılmadığını, devlet denetiminin fiilen devre dışı bırakıldığını söylüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verdiği kapasite artışı ve ÇED olumlu kararları, bilirkişiye göre faciaların zeminini oluşturmuştur. İlk bilirkişi raporu, Bakanlığı ve ilgili imza sahiplerini asli kusurlu ilan etmişti, savcılık bunun üzerine, Bakanlığın sorumluluğunun daha açık tespiti için bilirkişiye başvurmak yerine sıfırdan yeni bir heyet oluşturdu. Yeni heyet ise bilimsel dayanağı bulunmayan bir raporla Bakanlığı akladı. Savcılık da bu rapora dayanarak bakanlık yetkilileri hakkında takipsizlik kararı verdi. Yapılan şey Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u, kamu görevlilerini temize çıkarmaktır. Sorumluluk yalnızca şirketlerde değildir. Denetimi yapmayan, kapasite artışlarını imzalayan, devletin yetkisini şirketlere devreden kamu temsilcileri de sorumludur” ifadelerini kullandı.